LÜBBETÜLAYN's profile¸,ø¤º°`°º¤ø,¸ Ge¢egözlüm...PhotosBlogListsMore Tools Help

¸,ø¤º°`°º¤ø,¸ Ge¢egözlüm ¸,ø¤º°`°º¤ø,¸

Çσк iηѕαηℓαя göя∂üм вαηα ¢αηıм ¢i¢iм ∂iуєη..αмα нєρѕiηi içiмє göм∂üм,кiм ναякi ѕiℓiηмєуєη?.αşкℓαя уαℓαηѕα,iηѕαηℓαя уıℓαηѕα,уüяєğιм уαηαяѕα..ѕєν∂αℓαя ηє ƒαу∂α؟вiℓiуσяυм уαяιη уiηє αğℓαуα¢αğıмı,αмα уαяıηıη вυgüη∂єη тєк ƒαякı...αятıк iηѕαηℓαяı тαηıмα∂ğıмı!!..

LÜBBETÜLAYN ARZ

Interests
İNSANIN ÇÖKÜŞÜNÜN DURDURULDUĞU AN,SINIRSIZ KUDRET'İN TAKDİRİNE TESLİM OLDUĞU ANDIR...EVRENİN SAHİBİNE GÜVENİP DAYANANLAR,EVRENE MEYDAN OKUYABİLİRLER...HAYATIMIZDAKİ EN BÜYÜK ZAFERLER İÇTENLİĞİMİZLE YOĞURDUĞUMUZ DUALARDIR...EVREN SİNEMASINDA HER İNSAN BİR BAŞ ROL OYUNCUSUDUR...YERYÜZÜNDE KİMSE KENDİNİ YARATICIYA GÜVENENDEN DAHA GÜVENDE HİSSEDEMEZ...

Windows Media Player

October 11

~~Defianda me dios de mi~~





 










  
    

 ~~LübB€tÜL@yN ~~

             
 



 





 

Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

 1-Sabah namazı, Ölüm Sekaratı sıkıntısının ilacıdır,
 2-Öğle namazı, kabrin karanlığının sıkıntısının ilacıdır,
  3-ikindi namazı, sorgu meleklerinin sıkıntısının ilacıdır,
  4-Aksam namazı, amel defterinin dağıtıldığı andaki
sıkıntının ilacıdır.
  5-Yatsı namazı, Sırat Köprüsü’ndeki sıkıntının ilacıdır."

(Hadislerle sohbetler.)







Ashabından biri sana gelmişti;
“Ya Rasulallah” demişti
“Seni o kadar çok seviyorum ki
Aklıma geldiğinde gelip seni görmesem
Canım çıkacak gibi oluyor.
Sonra ahireti düşünüyorum.
Cennete girsem bile
Seninle birlikte olamayacağım
Aşağı mevkilerde kalacağım
Bu da zoruma gidiyor.
İstiyorum ki ahirette de yanında olayım.”
Sen de;
“Kişi sevdiğiyle beraberdir” buyurmuştun. 








allah çiçekli allah çiçekli besmele26kv3od allah çiçekli allah çiçekli

RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI

 
 

 

 

 

''BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR!''
 

 

 

 

İman esaslarını, İslamiyetin şartlarını akla ve mantıka uygun misallerle anlatan bir eser Bediüzzamanın öğrencilerinin sorduğu sorulara karşılık verdiği günümüzün pek çok sorularına cevapların bulunduğu bir eser Hastalara, ihtiyarlara, kadınlara, dine hizmet edenlere önemli tavsiyelerin bulunduğu
Allah'ın varlığı, birliği konusunda benzeri bulunmayan konuların işlendiği,hususen günlük ibadetlerimizin şuuru noktasında faydalı bilgilerin bulunduğu bir eser Bediüzzaman Hazretlerinin hayat hikayesinin işlendiği, davasını ve eserleri hakkında detaylı bilgilerin bulunduğu bir eser Kısa kısa pek çok imani ve islami mevzunun akli ve mantiki misaller ve ifadelerle anlatıldığı aslı arapça olan mükemmel bir eser
İman hakikatlerinin ve yaratılışla alakalı pek çok konunun çok mükemmel tarzda ifade edildiği bir eser Bediüzzaman Hazretlerinin Barla' da ki öğrencilerinin, Risale-i Nurlardan istifade ettikleri derslerini birbirleriyle ve Üstadları ile paylaştıkları bir eser Bediüzzaman Hazretlerinin Kastamonu' da öğrencileri tarafından sorulan pek çok imani ve islami soruların cevabının bulunduğu mektuplardan oluşan bir eser
Bediüzzaman Hazretlerinin Emirdağ'da ikameti sırasında çoğu Risale-i Nurların sosyal hayata geçirilmesine dair öğrencilerine yazdığı mektuplardan oluşan bir eser Fatiha Suresinin tamamının ve Bakara Suresinin 33 ayetini, şimdiye kadar İslam aleminde görülmemiş bir şekilde harf harf, kelime kelime ve ayet ayet tefsir edildiği, tamamlandığında 60 cilt kadar büyük bir eser olarak hedeflenip malesef bazı sebeplerden dolayı devam edilemeyen bir tefsir Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerinin makbuliyetine dair Kur'an, Hadis ve İslam büyüklerinin binden fazla ifadelerinin bulunduğu bir eser
Bediüzzaman Kimdir ?
Risale-i Nur nedir ? Nasıl bir tefsirdir ?
Nurculuk nedir ?

 





  Image and video hosting by TinyPic





10wt18iv2tlkb7


 



Image Hosted by ImageShack.us


Örümcekteki mucize

Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu'  olsun diye yaratmadık. Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler. (Duhan Suresi, 38-39)

Çoğu insan örümcekleri sadece, avlanmak için ağ kuran hayvanlar olarak bilir. Bu eksik bir bilgidir çünkü birer mimarlık ve mühendislik harikası olan bu ağlar, örümceklerin avlanmak için kullandıkları tek yöntem değildir. Örümcekler, ağ örmenin yanısıra avlanmak için son derece şaşırtıcı taktikler de kullanırlar.

Resimde görülen çiçeğin ve örümceğin renkleri tıpatıp aynıdır.Öyleki bazı böcekler çiçek zannederek örümceğin üzerine konarlar.Bu iki canlıyı birbirlerine tam uyumlu olacak şekilde,Aynı renkte yaratan üstün güç sahibi ALLAH'tır.

   

Bilim adamlarının asırlardır kimyasındaki esrarı çözmek için çalışmalarını sürdürdüğü örümcek ağlarının, aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu belirlendi.

 

Taklit edilmesi durumunda teknoloji ve endüstride kullanılabileceği pek çok alan hayal bile edilemezken, örümcek ağlarının kimyasal özellikleri sebebiyle gerçek birer mühendislik mucizesi olduğu bildirildi. Uzmanlar iz bırakmayan ameliyat ipliklerinden, çok hafif kablolara, kurşun geçirmez kumaşlardan esneyen emniyet kemerlerine kadar pek çok alanda kullanılacak olan ağların esrarını çözmeye çalışırken ilginç bulgulara ulaştı.

 

 

Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu tespit edilirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı kadar esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olma özelliğini de bünyesinde barındıran örümcek ağları, dünyanın çevresi boyunca uzaması halinde 320 grama ulaşıyor.

 

Örümceklerin 380 milyon yıldır ördükleri ipliklerin hammaddesinin saç, tırnak, tüy ve deri gibi birbirinden çok farklı maddelerin yapı taşı olan "keratin" adlı proteinden oluştuğunu belirleyen zoologlar, gerilme esneklikleri çok fazla olan örümcek ipeğini kopartmak için gereken enerjinin, benzer biyolojik materyalleri koparmak için gereken enerjiden on kat daha fazla olduğunu ortaya çıkardılar.

 


Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.) (Hud Suresi, 56)

 

Renk körü olan örümceklerin bozulan ağını yiyerek yeniden iplikçik ürettiği de kaydeden uzmanlar, ağların tamamen geri dönüşümlü olması sebebiyle araştırmalarını aralıksız olarak sürdürüyor... 





 




y1p_PC-Wjsg9DAbUlznhK6TSHDEF4csECA5EsXQ7IrLbIHm7U-DIiup1qa_oBCVvPSN2p8IN2yYG3Q
 

y1pzVd06UbAuFthpRQshpriORCnqRWTZbDIVh1IqQcClsG9e4h-4kQCVSx_ArexVEi-V7TjJE-W7DA 



 

KIZ KULESİ VE EFSANELERİ...


1oh2kiz_kulesi_2kiz_kulesi-1kizkulesi
Üsküdar sırtlarında Tarnıça Afrodit adına bir tapınak vardır. Hero'da genç kızların görev yaptığı bu tapınağın rahibelerindendir.
 
Kulede kumrulara bakmakla görevlidir. Aşka yasaklıdır. Her ilkbaharda doğanın uyanışı adına tapınak çevresinde törenler yapılır, çevre şehirlerden insanlar akın akın tapınağın çevresine gelir, yenilir içilir, aşkı bulamayanlar Afrodit'e ma­bedinde yakararak aşkı yaşayabilmek için yakarırlar. Bo­ğazın karşı kıyısında oturan Leandros'ta bu törene katılmak için tapınağa geldiğinde Hero'yla karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros'un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar. Kızkulesi her gece iki gencin gizli aşkına tanıklık eder. Leandros'un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde kıskanç bir rahip feneri söndürür. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi'nden Boğazın sularına bırakır.
 
Kuleyle ilgili söylencelerden biri de Kleopatra'nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikayesidir. Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir.Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesi zehirler. Kral, kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya'nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır.



UNUTMAYIN BIRGÜN SIZDE ÖLECEKSINIZ.
EBEDI HAYATA GECECEKSINIZ
YAPTIKLARINIZIN HESABINI VERECEKSINIZ.
O ZAMAN RABBINIZE NE DIYECEKSINIZ
 
SEN iSLAMI ÖYLE BIR YAŞAKI AKILLAR DURSUN.
SEN ONUN BUNUN DEGIL ALLAHIN KULUSUN.
SEN ZÜLMETLER IÇINDE PARLAYAN NURSUN.
SENIN GIBI MÜCAHIDE SELAM OLSUN...
 
DÜNYA DENEN BU DIYAR
SANMAKI SÜRER EBEDIYETE KADAR
SORARSAN EBEDI HAYAT NERELERDE
SEN INSAN OGLU UYUYORSAN EGER
BILMELISINKİ FANI DÜNYA GELIR GEÇER
 
ALİMDEN AL DERSINI ÖGREN TEFSIRI
AHIRET VARDIR CENNET CEHENNEM
SEÇIMINI YAP SAKIN GEÇ KALMA
KUR`AN OLSUN MESALEN UNUTMA..










GÖZYAŞI VE AĞLAMAK
Ağlamak;
Rahmandan kuluna bir armağan, bir rahmet!...
Ağlamak;
İçteki sıkıntıları dışa atmaktır... sıkıntılardan arınmaktır!...
Bazen sevgiliye naz! Bazen sitemdir! Bazen de anlaşılamamaktır...
Bazen pişmanlığın ifadesi...
Ağlamak;
Kaybedilene ağıt! Hüznün doruk noktası...
Resulün kaybettiği oğluna hediyesi ...
Ya Resulallah! Sen de mi? Dedirten inci taneleri...
Bazen Rab’be yöneliş!...
Bazen af dileme!...
Bazen acının inci inci dışa vurumu!
Adeta acının yıkanması... toprağa karışıp yok olması...
Bazen sevincin gözlere yığılması, ardından göz pınarlarından süzülen daneler... Yürekte sevinç fırtınaları koparken, gözlerin mahzunluğu!
Söylemek !hissettiklerini ifade etmek insana uzakken, süzülen damlalarla bunları tek tek yazmak! İçteki gök gürültüsünün adeta yağmuru davet edimi...
Yakubun Yusu fa özleminin ifadesi!... Net, yalın, riyasız hiçbir kelime telaffuz etmeden tüm çıplaklığıyla, duyguların ifadesi...
Ve ağlayabilmek;
Gece yarısı mahlukat uyurken, seccadesinde Rab bine huşuyla yönelmiş, alın secdede, Rabbi ile buluşmanın doruk noktasında... bir müminin gözlerinden süzülen damlalar! Belki de diğerlerinin kurtuluşuna mütesebbib!... Rabbinden rahmet olarak....
Bir annenin yavrusuna özlemi, hasretinin ifadesi!...
Duygular kumkuması içindeyken kalbin birden infilak etmesi...
Ve gözyaşı;
Rabbinden rahmettir mü’mine!...
Bir tesellidir anneye! Sevgiliye sığınak!...
Mecnundan Leyla‘ ya kalan hatıra!...ve Resul‘den ümmetine merhamet!...












Terbiye Yaratilisa Baglidir
Eski iran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu:
- Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime iyi bir hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle, sesle, sazla meşgul Demek ki hocası buna iyi bir yön veremiyor
Vezir aynı görüşte değildi:
- Hükümdarım hocanın elinde mucize yok Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine, olgunlaşmasına yardım edebilir İnsanın tabiatı değiştirilemez Terbiye yaratılışa tabidir
Hükümdar aksi görüşteydi Terbiye ile yaratılışa yön verebileceğini iddia ediyordu Bunu kanıtlamak için bir akşam sarayında bir eğlence düzenledi Bu eğlence sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi de yer aldı Bu kediler, sırtlarında, bir tabak içinde yanan mumları taşıyorlar ve onları
düşünmüyorlardı Hükümdar vezire bu kedileri göstererek:
- Görüyorsunuz, terbiyenin nelere gücü yetiyor, dedi
Vezir karşılık vermedi Olumlu, olumsuz bir şey söylemedi Yeni bir eğlence gecesini bekledi Bir başka gecede düzenlenen eğlenceye gelirken yanında gizlice bir kaç tane fare getirdi Kediler gösteriye başladığı zaman bu fareleri kedilerin ortasına doğru salıverdi Fareleri gören kediler sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine takıldılar Mumlar, tabaklar hepsi bir yana yuvarlandı Yanan mumlardan yerdeki halılar tutuştu Ortalık bir anda ana-baba gününe döndü Tam bu esnada vezir padişaha yanaşıp iddiasını kanıtlamanın gururuyla şöyle dedi:
- Gördünüz mü padişahım terbiye yaratılışa tabidir


siratkprusuqj0il7


SİZCEDE HOCA HAKLIMI NE DERSİNİZ...



Genç bir delikanlı senelerce yurt dışında
okuduktan sonra vatanına
ateist olarak geri döner. Üç sorusuna hiç
kimse cevap veremediğinden dolayı
canı gayet sıkıntılıdır. Ebeveyni
oğullarına yardım etmek niyetiyle büyük
ilim sahibi olan köyün hocasına
götürürler. Hoca ve delikanlının arasında
geçen dialog şöyle devam eder.



Delikanlı: Kimsin sen? Sorularıma
cevap verebilecek misin?
Hoca: Allah'ın bir kuluyum ve
Onun izniyle sorularına cevap
verebileceğim.
Delikanlı: Emin misin? Proferserler
bile cevap veremedi bana.
Hoca: Allah'ın izniyle cevap vermeye çalışırım
Delikanlı: 3 sorum var
1. Allah yaşıyor mu? öyle ise,
şeklini bana göster
2. Takdir (kader) nedir?
3. Eğer şeytan ateşten yaratıldıysa
neden cehenneme yollanıyor, cehennemde
ateş dolu değil mi? Ateş ateşi nasıl
yaksın. Tanrı bunu düşünemedi mi?

Bu arada, aniden bizim hocamız
delikanlının başı üzerinde bir saksı
kırar.
Delikanlı canı yana yana sorar; Neden
sinirlendin ki?
Hoca: Sinirlenmedim. Bu benim üç
soruna bir cevabım der.
Delikanlı: Hiç birşey anlamadım.
Hoca: Nasıl hissetin kendini saksıyı
başında kırınca
Delikanlı: Tabii ki, fena bir acı hissettim.
Hoca: Yani, acının varlığına inanıyor musun?
Delikanlı:
Evet
Hoca: Bana bu acının şeklini göster ozaman!
Delikanlı: Gösteremem.
Hoca: Bu benim ilk cevabım. Herkes
Allah'ın varlığını hisseder ama
Allah'ı göremez.
Hoca: Dün gece rüyanda benim
başında saksı kırdığımı gördün mü?
Delikanlı: Hayır.
Hoca: Bugün böyle birşey ile
karşılaşacağını hiç düşündün mü?
aklından geçti mi?

Delikanlı: Hayır
Hoca: Bu işte takdir dir (kader)
Hoca: Biz neyden yaratıldık?
topraktan yaratılmış değil miyiz ?

Delikanlı: Evet böyle denir.
Hoca: E o zaman ? Saksıda topraktan
yapılmadı mı? Allah isterse ateşten
yaratılan şeytanı ateşin içinde
cezalandıramaz mı...?








23u1qix























Ey Allah (c.c.)ın kulları!
Bugünün genç müslümanları!
Her gün sabırsızca bekliyorsunuz,
"Bana e-mail geldi mi?" diye.
Günde bir kaç kez online oluyorsunuz.
Mutlu oluyorsunuz,
"Bir mailiniz var!" yazdığında.
Okumak için sabırsızlanıyorsunuz.
Bazı mesajlar gerçekten güzel,
Arkadaşlarınızdan, dostlarınızdan sıcacık.
Fakat çoğu öylesine gelmiş; alakasız.
Sadece zamanınızı alıyor.
Derhal siliyorsunuz.
Biliyor muydunuz, yaklaşık 1400 yıl önce,
Allah(c.c.) size uzun bir e-mail gönderdi.
Meleği Cebrail(a.s.) aracılığıyla elbet,
Kulu Muhammed Aleyhisselatuvesselam’a
Açtınız mı bu e-maili?
Subject: Kur’an,
"Kuşku Barındırmayan Rehber"
Download ettiniz mi bu dosyayı?
Kalbinize bookmark’ladınız mı?
Hayatınızın "favoriler"ine eklediniz mi?
Her sabahınızın "başlangıç sayfası" yaptınız mı?
Açtıysanız bu e-maili
Hepsini okumuş olmalısınız...
Gönderilen elçilerin kıssalarını...
Helak olan kavimlerin öykülerini...
İnsanlığa mesajları,
Günlük hayatınızın rehberini,
Geleceğe dair güzel haberleri, müjdeleri.
Allah’ın sizden "reply" edip,
E-mail olarak iyi amel beklediğini.
şimdi, her sabah uyandığınızda;
İlk bu e-maili okuyun.
Kur’ân’da "save" edildiği şekliyle,
Hatırlayın ve ona göre "reply" eyleyin.
Sevgili genç müslümanlar;
İslamın geleceğine "enter"leyin.



ya gazi ol ya şehit











 

 
Photo 1 of 51
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket 

S.A ARKADAŞLAR YENİ SPACES DEN PEK BİŞEY ANLAMADIM AÇIKCASI ANLAMAYA VAKTİM DE OLMADI YORUMLARINIZDAN DOLAYI TEŞEKKÜRLER OKULDAN DOLAYI İADE-İ ZİYARETTE BULUNAMIYORUM !FAYDALI OLABİLECEK BÜTÜN PAYLAŞIMLARINIZI DA BEKLİYORUM...
PEYGAMBER EFENDİMİZE SALAVAT GETİRİP FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZEDE  DUA ETMEDEN SAYFAMDAN AYRILMAMANIZIDA RİCA EDİYORUM
HEPİNİZDEN ALLAH RAZI OLSUN ...SELAM VE DUA İLE...
 ( LÜTFEN CHATBOX EKLEMEYİN... )

 

HAYIRLI GUNLER & HOS GELDINIZ
 

  

                    
  
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
 
 
iYi GECELER TATLI RÚYALAR ARKADASiM...ÅbenmundetBlink
 
1 day ago

HAYIRLI CUMALAR DİLERİM
islam desing 00071 by art islam.
 
 

But if they turn away, Say: "(Allah) sufficeth me:

 there is no god but He:

 On Him is my trust,- He the Lord of the Throne Supreme!"

 

Eğer yüz çevirirlerse de ki:

 "Bana Allah yeter. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur.

Ben ancak O'na tevekkül ettim. O, yüce Arşın sahibidir."

(Quran-9/129) 

 

Kimsesiz kaldığımızda,

 mutluluğumuz alındığında ellerimizden,

yalnız bırakıldığımızda, suçlandığımızda,

 kınandığımızda; bir seccadenin şefkatinde

 dualar kalbimize deyip geçerken,

 dil ile ikrar edilen kalp ile tasdik olunduğunda...

ALLAH BİZE YETER...

 

Duanın gücünü anlayıp yalnız O'ndan istediğimizde,

 O'na güvendiğimizde, O'ndan başka hiçbir şeyimiz kalmadığında...

ALLAH BİZE YETER...

 

O, ne güzel bir vekil,ne güzel bir dost,ne güzel bir yardımcıdır.
"Ey Rabbimiz, Bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır
..."

Vakt-i şerif, Cuma, ahir ve akibet hayrola...!

6 days ago
http://img33.imageshack.us/img33/8189/cumarbg.jpg

Yürek nükleer güç merkezidir. Sevdiği zaman sevdigine cennet, sevmediği zaman nefret ettigine cehennem kesilir…

insanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir...

Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kı
şa inat açan kardelenlerin verdiğini unutmayacaksın...

Kim var diye sa
ğa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin...

önce seveceksin, garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun.

Bir insanın yüre
ğinin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin.

Onu kınamak yerine karanlık yüre
ğine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın...

July 3
besmele1.gif (2505 bytes)                            anim1.gif (27244 bytes) 



                                       

 
                         ÖYLE BİR SEVGİLİ SEVİNKİ HERKESİN KAPISI KAPANDIGINDA ONUN KAPISI ACIK OLSUN
 


Sevmek çok zor ama bir o kadar da şerefli bir duygudur. Zordur; çünkü sevmek, sevilenle seven arasında menfaate dayalı olmayan bir ilgiyi gerektirir.

Karşılıklı fedakârlığı, vefayı gerektirir. Cefaya karşı sabrı, sert rüzgârlara karşı dağılmamayı gerektirir. Sevmek, sevileni kırmamayı, ona karşı yanlış yapmamayı, kendi isteklerini sevilenin isteklerine tercih etmemeyi gerektirir.

İsterseniz çocuğunuzu, isterseniz eşinizi, isterseniz bir canlıyı, çevreyi veya başka bir şeyi sevin. Sonuç değişmez.

Hayatın zor labirentlerinde bu metaneti yitirmeden yürümeniz şarttır.

Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim...

Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim, belki sevginin esası olan sevgiden bahsedelim. Yüce ALLAH’a karşı hissetmemiz gereken sevgiden…

Şimdi şöyle bir soru sorsam ve desem ki “ ALLAH’ı seviyor muyuz?” İnanıyorum ki hepimiz “ Elbette ALLAH’ı seviyoruz” diyeceğiz. “ ALLAH (c.c.) sevilmez mi, O’na kurban olalım!” deriz. Bu duygumuzda samimiyiz de. Çünkü hiç kimse “ ALLAH’ı sevmiyorum” demez, diyemez. Hiç inanmayan bile böyle bir cümlenin yüküne talip olamaz, olmamalıdır da.

O zaman ikinci soruyu soralım ve “O zaman sevgi nedir?” diyelim. Veya bizim sevmemiz yeterli mi? O’nu sevmek mi önemli, yoksa O’nun tarafından sevilmek mi?

Ne dersiniz, bütün bu sorulara bir çırpıda makul cevaplar verebilecek miyiz?

Dilerseniz gelir İslâm tarihinin ölümsüz şahikalarından enfes satırlar okuyalım. Bakalım sevgiye nasıl bir anlam yüklemiş büyükler?

Bistamlı Beyazıd sevgi sanılan boş bir kuruntunun, duvarların yüzüne çarparken unutulmaz bir ders verir:

“ ALLAH’ı seviyorum sanırdım! Ama anladım ki, esas olan O’nun sevmesi imiş. ALLAH (c.c.) bir kulu severse, onun kalbini kendisi ile meşgul edermiş”

Doğrudur… Bistamlı Beyazıt’ın dediği gibi, sevgi eğer sevilenin sevgisini getirmeyecekse, boş bir kuruntudur. ALLAH’ı o kadar seveceksin ki, neticede O sizi sevmeye başlayacak. O zaman sizin sevginiz, O’nun sevgisine mahkûm olur. İşte o zaman O’nun gören gözü, işiten kulağı, yürüyen ayağı olursunuz.

Fudayl bin Iyaz’ın, sevgiyi tarif eden dokunaklı sözleri ruh dünyamızda depremler meydana getirecek kadar derindir. Şöyle diyor;

“ ALLAH’ı seviyormuyuz diye sorarlarsa sus, konuşma. Evet dersen, tavırların evet diyenlerinkine benzemiyor ki! O zaman da münafıklara, sahtekârlara benzersin!”

İşte size Bağdatlı Cüneyd’in cümleleri, Mevlana’nın ufkunu ne kadar da çok hatırlatıyor:

“Şu kalp ALLAH’a aittir. O’na sakın yabancıyı sokma!”

Sevgide dozu iyi anlamak şarttır. Sevgi teslimiyet ve tam bir tevekkülü gerektirir. Gayrisinden hicret ve fıkrat (ayrılık) gerektirir. Koşmak, koşmak, koşmak ve yine koşmak gerektirir.

Sevginin kapısı hiç kapanmaz zira. Kapıyı kapalı zannediyorsanız, sevgiliyi tanımıyorsunuz demektir. Belki de kapısı kapalı olan sevgili değildir, sevgili olamaz…

Salih Mürri, bir gün vaaz ediyor camide. Ümitsizliği kıracak sözler kullanıyor, ümidin kapılarını açıyor. Ümitsizliğin yakan bir ateş olduğunu anlatıyor. Bunu da şöyle formüle ediyor:

“ Ümitsizliği yenin. Bir insan Yüce ALLAH’ın kapısını ısrarla çalarsa, kapı mutlaka bir gün açılacaktır!”

Sözler böyleydi ve doğruydu da. Ama cemaatin arkasında bir kadın vardır ve onun dünyasında ayrı, apayrı fırtınalar kopmaktadır. O, Salih’in durduğu yerde değildir. Birden ayağa kalkar ve seslenir:

“ Daha ne zamana kadar böyle demeye devam edeceksin? O kapı hiç kapanmadı ki açılsın!”

Evet; sevgilinin kapısı hiç kapanmaz. Zaten kapısı kapanacak sevgili, sevgili değildir.

Öyle bir sevgili sevin ki, herkesin kapısı kapandığında bile O’nun kapısı açık dursun!
 
güvercin resimleri

June 30
ERHAN erhanwrote:


June 30

http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook

 

 

Allah Rasulü (SAV) efendimiz buyurdular ki ;


 

Müslümanlar ile Yahudîler arasında çok kanlı bir muharebe olmadıkça kıyamet kopmaz.  O muharebede Müslümanlar, yahudîleri tamamıyla kırıp öldürürler.Hattâ (bu kırıp öldürme o dereceye varır ki), bir yahudî taş veya ağaç arkasına saklansa, o taş veya ağaç, Ey Müslüman! Ey Allah’ın kulu! Şu arkamdaki kişi bir yahudîdir. Gel, onu öldür diyecek olmasın. Gargad ağacı [büyük bir ağaç] müstesna.  Çünkü o Yahudî ağacı nevindendir.
(Müslim, Kitabül-Fiten: 82)

 

RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

June 28

Regaib Nedir?

Regâib, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. "Reğa-be", kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, "reğîbe"dir. "Reğîbe"nin çoğulu da "reğâib" dir. Kelime olarak "Regâib"in aslı budur.

Receb’in ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir.

Peygamberimiz (a.s.m)’ ın Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay Receb ayıdır. Bu Receb ayında oruç tutmanın muazzam, muhteşem sevabları var.

Bir de bu ayda sevablar kulların defterlerinin sevab hanelerine, bol bol dökülmesi dolayısıyla da recebül esabb denmiştir. Yâni, sevabların bol bol, şarı şarıl, gürül gürül döküldüğü ay demek... Sabbe, Arapçada dökmek demek... Nehrin de böyle dağlardan çağlayarak şaldur şuldur akıp da döküldüğü yere münsab derler; o da aynı kökten... Receb-ül esabb; Allah'ın rahmetinin cûşa gelip, ikram ü ihsanâtının şarıl şarıl, güldür güldür kullara geldiği ay demektir.

Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz?

1. Kur'an-ı Kerim okuyarak,
2. Peygamberimiz ( a.s.m)’ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak,
3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,
4. Allah rızası için namaz kılarak,
5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak,
6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek,
7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak,
8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek,
9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek,
10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,
11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebilir

Bugün ellerini semaya gönlünü Mevlaya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç çünkü bugün kandil,

Allah'ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece

Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin

Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak..

Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir.  Kandiliniz hayırlı olsun!

kandil05xy0ol9.gif

TÜM DOSTLARIMIN ARKADAŞLARIMIN MÜBAREK KANDİLİNİ HAYIRLARA VESİLE OLMASI DILEGIYLE

SELAM VE DUA İLE  AEO KİB

June 25
ecidal .wrote:

                                                           En olgun müslüman ahlâkı güzel olandır

Yüce İslâm dininin gayesi, insanı güzel ahlâk sahibi kılmaktır. Güzel ahlâklı insanın ayırd edici vasfı, kötülüklerden kaçınıp iyilikleri istemesi ve hayatta onları uygulamasıdır.

Yüce İslâm dininin gayesi, insanı güzel ahlâk sahibi kılmaktır. Güzel ahlâklı insanın ayırd edici vasfı, kötülüklerden kaçınıp iyilikleri istemesi ve hayatta onları uygulamasıdır.

İyiliğin ve kötülüğün ne olduğunu soran kişiye Hz.Peygamber (s.a.s.)`in verdiği cevap şöyledir:

– `İyilik, güzel ahlâktır. Kötülük(günah olan şey) de, seni içten içe rahatsız eden ve insanların farketmesinden hoşlanmadığın şeydir` (Müslim, 45. Kitabu`l–Birr, Bab. 14–15).

Peygamberimiz (s.a.s.) kendi gönderiliş gayesini, ahlâkî güzellikleri tamamlamak olarak belirtmiştir. Ebu Hureyre`nin naklettiği hadis–i şerif de şöyle buyurur:

– `Ben ahlâkî güzellikleri tamamlamak Üzere gönderildim.` (Müsned–i Ahmed İbn–i Hanbel, c.II, s. 381).

Abdullah İbn–i Amr şöyle der: `Peygamber (s.a.s.), ne çirkin bir söz söyler, ne de kötü bir eylemde bulunurdu. O bu konuda şöyle buyururdu: `En iyileriniz, ahlâk bakımından en güzel olanlarınızdır` (Buhari. Sahih, 78. Kitabu`l–Edeb, 39).

Peygamberimizin (s.a.s.) güzel ahlâkın önemini vurgulayan bir başka hadisi şöyledir: `Şüphesiz insan, güzel ahlâkı ile, geceyi ibadetle geçiren insanın derecesine ulaşır.` (Ebu Davud, Sünen, 35. Kitabu`l–Edeb, Bab: 8, H. No: 4798).

Güzel ahlâk, aynı zamanda, kişideki imanın olgun olup olmadığının da bir göstergesi durumundadır. Hadisde şöyle buyurulur:

– `İman açısından en olgun mü`min, güzel ahlâk sahibi olan ve ailesine iyi davranandır.`(Tirrnizi) Görüldüğü gibi, iman ile ahlâk arasında kuvvetli bir ilişki vardır. Güzel ahlâk, kemal seviyesindeki olgun bir imanın göstergesi durumundadır. Kötü ahlâk da, iman`daki zaafa işaret eder. Çünkü İslam`da dinamik, harekete geçirici bir iman anlayışı vardır. İnsanların sadece iman etmeleri değil, aynı zamanda güzel eylemlerde bulunmaları da istenir.                                                                                                                                                   
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
 Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)
HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA ILE

June 19
June 18
ecidal .wrote:


 
gözlerimiz kalp elçisidir

Göz kalbin elçisidir

Göz kalbin elçisidir...Onun tarafından görevlendirilir. Güzel ve manzaralı bir şey bulmuşsa memnuniyet duyar. Fakat göz çoğu defa kalbin başını belaya sokar. Zira öyle güzelleri haber verir ki ne hepsini elde etmeye ne de ayrılıklarına tahammüle kalbin gücü yeter...

Bakışlarını Allah' ın izni haricinde salıverenlerin hasretleri devamlı olur. Çünkü bakmak sevgiyi doğurur ve kalp bir alakaya sahip olur. Sonra bu alaka kuvvetlenir; vurgunluk derecesine varır. Ve kalbi kaplar. Göz bakmaya devam ettikçe vurgunluk hali kalpten ayrılmayacak bir sevgi halini alır. Artık kalp köle olmutur ve layık olmayana kulluk yapmaya başlar. Bütün bunlar bakmanın cinayetleridir...

Bir kral iken şimdi bir esirdir o...

Kalp düştüğü haller için gözden dert yanar. Göz ise: "Ben senin memurundum. Bana görev veren sendin." der...

Bütün bunlar Allah'ın sevgi ve bağlılığından boş kalan kalplerin belasıdır...Kalp Allah'ı sevmek için yaratılmıştır. Bu yüzden sevgilisi "O" değilse kulluğu başkasınadır...

İbn-i Cevzi


selam ve dua ıle Allah a emanet ol

June 14
ecidal .wrote:

Cuma15_05_2009.jpg image by bekirkaraduman
 Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
 Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)

Güllerin Efendisi

Güllerin Efendisi dediler ya Sana.. Gülleri sevmem bundandır. Gülizarlarda dolaşıp üzerime çiğ çiğ gül kokuları yağsın demem bundandır. Hasretlik bir sevdayı güllerle bezenmişçesine içime çekişim ve her hayal kırıklığında Senin kırık kalbini hatırlayışım bundandır efendim..

Sen gelmezden evveldi başıbozukluğumuz.
Sen yetmezden evveldi yetişemediğimize uzanışlarımız.
Sen yitmezden evveldi cennet misal baharlarımız.
Sen sevmezden evveldi kırçıl bakışlarımız.
Sen esmezden evveldi çöl sıcağı hırslarımız.

Kime bakarsın ki bizden başka. Kime gülersin ki.. Kimi görürsün ki deyip de avuntulara doluştuğumuzun ertesiydi anladık.

Anladık ki
Senden başka Herşeye bakmış..
Senden başka Herşeyle gülmüş..
Senden başka Herşeyi görmüş gözetmiş idik..
Ama listelerimizde ve dualarımızda bir Sen yoktun Sevgili..

Senden başkasına bakışlarımız ve kalbimizi verişimiz vefaya sığar mıydı bilemedik !

Senden başkasına dualarımız kabul görür müydü idrak edemedik !

Senden başkasına sunduğumuz gözyaşlarımız samimi miydi hissedemedik !

Ama yine de bütün noksanlıklar bizde kalmak üzre

"Gel ne olur" diyen yüzbinlere bir gülüşünle GEL.
"Sev ne olur" diyen yüzbinleri bir bakışınla SEV.
"Kal ne olur" diyen yüzbinlerle bir duanla KAL.

Son söz:
Bizleri de Sevgi Çemberinin içine alır mısın a efendim ?

Allah'ım, kalplerimizi imân ve Kur'ân nuruyla nurlandır.

Allah'ım, bizi Sana muhtaç olduğumuzun şuuruyla zenginleştir; Senden müstağnî durma fakirliğine düşürme. Kendi güç ve kuvvetimizden teberrî ediyor, Senin havl ve kuvvetine sığınıyoruz. Bizi Sana tevekkül edenlerden kıl. Bizi nefsimizin eline bırakma. Bizi, koruyuculuğunla muhâfaza eyle. Bize ve erkek, kadın bütün müminlere merhamet et. Kulun, peygamberin, seçtiğin, dostun, mülkünün güzelliği, masnuâtının melîki ve sultanı, inâyetinin gözbebeği, hidâyetinin güneşi, hüccetinin lisânı, rahmetinin timsâli, mahlûkatının nuru, mevcudâtının şerefi, mahlûkatının çokluğu içinde birliğinin kandili, kâinat tılsımının keşşâfı, rubûbiyet saltanatının dellâlı, hoşnut olduğun şeylerin tebliğ edicisi, gizli isimlerinin tanıtıcısı, kullarının muallimi, âyetlerinin tercümânı, rubûbiyet güzelliğinin aynası, şuhud ve işhâdının medârı, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin habîbin ve resûlün olan Efendimiz Muhammed'e, onun bütün âl ve ashâbına, kardeşleri olan diğer peygamber ve resûllere, melâike-i mukarrebîne ve sâlih kullarına salât ve selâm eyle.

Âmin.

SELAM VE DUA ILE HAYIRLI CUMALAR

June 12
ankawrote:
June 5

http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook

Resûlullahın Veda Haccındaki duâsı       

 

Resûlullah efendimiz, Veda Haccında, "Vedâ hutbesini" bitirdikten sonra Bilâl-i Habeşî hazretleri, ezan-ı şerîfi okudu. Bütün Eshâb-ı kirâm, huzûr ve huşû içinde dinlediler.

Peygamber efendimiz, namazı kıldırdıktan sonra devesine bindi. Cebel-i Rahme'nin dibine varıp kayaları önüne alıp, kıbleye dönerek vakfeye durdu. Herkesin vakfeye durmasını emretti.

Daha sonra:

"Hayır, ancak ahiret hayrıdır." buyurdu.

Mübârek ellerini göğüs hizâsında kaldırarak, bütün peygamberlerin yaptığı pek fazîletli olan şu duâya başladı. Bizlere, bu şekilde duâ etmemiz için işaret buyurmuş oldu:

"Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur. O birdir. Eşi ortağı yoktur. Mülk, O'na âittir. Hamd, O'na mahsustur...

Ey Allahım! Kabir azâbından, kalbin vesvesesinden, işlerin dağınıklığından sana sığınırım!

Ey Allahım! Rüzgârların getirdiği âfetin şerrinden sana sığınırım! Ey Allahım, gözümde bir nûr, kulağımda bir nûr, kalbimde bir nûr yarat! Ey Allahım, göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır!

Ey Allahım! Kalbe vesvese veren şeytandan, işlerin karışıklığından, kabir fitnesinin şerrinden, gecenin getirdiği şeylerin şerrinden, gündüzün getirdiği şeylerin şerrinden, korkunç rüzgârların getirdiği âfetlerin şerrinden, zamanın nöbet nöbet gelen mihnet ve belâlarının şerrinden sana sığınırım!

Ey Allahım, sağlığın hastalığa çevrilmesinden, birden bire gelip çatacak azâbından ve bütün gazâbından sana sığınırım!

Ey Allahım! Beni hidâyetine ulaştır. Geçmişimi, geleceğimi bağışla! Ey başvurulacakların en hayırlısı! Kendisinden istenilenlerin en keremlisi, en çok vereni!

Ey Allahım! Sen, sözümü işitiyor, yerimi görüyor, gizli, açık neyim var ise biliyorsun. İşlerimden hiç biri sana gizli değildir. Ben çâresizim, yoksulum. Senden yardım ve eman diliyorum.

Korkuyorum. Kusurlarımı îtirâf ediyorum. Bir çâresiz, senden nasıl isterse, ben de öyle istiyorum. Zelîl bir günahkar, sana nasıl yalvarırsa, ben de öyle yalvarıyorum.

Yüce huzûrunda boynunu bükmüş, senin için gözlerinden yaşlar boşanan, senin uğrunda bütün varlığını zelîl eden, senin için burnunu topraklara sürten bir kulun sana nasıl duâ ederse, ben de öyle duâ ediyorum!

Ey Rabbim! Duâmı kabûl buyurmaktan beni mahrûm eyleme. Bana Raûf ve Rahîm ol! Ey istenilenlerin en hayırlısı ve verenlerin en keremlisi!..

Ben, sana her an muhtâcım. Senin ise, bana hiç ihtiyâcın yok. Sen, ancak yaratanım olarak beni bağışlar, affedersin.

Ey duâcıların duâlarını kabûl eden! Ey ümit bağlananların en üstünü! İslâmiyet ve Muhammed (aleyhisselâm) üzerindeki himâyen hürmetine sana yöneliyorum. Benim bütün suçlarımı bağışla! Beni şu durduğum yerden bütün hâcetlerimi yerine getirmiş, dileklerimi ihsân buyurmuş, temennilerimi gerçekleştirmiş olarak döndür!..

Bizler, topluca senin Beyt-i Harâm'ına geldik. Şu büyük Meşâir'de vakfeye durduk. Şu mübârek yerlerde hazır bulunduk. Ümîdimiz, yüce katındaki sevab ve mükâfâta nâil olmaktır. Ümîdimizi boşa çıkarma Allahım!"

Resûlullah efendimiz, bu duâdan sonra vakfe yaptı. Akşam üzeri:

"Bugün, dîninizi sizin için ikmâl eyledim. Üzerinize olan nîmetimi tamamladım ve size din olarak İslâmiyet'i vermekle râzı oldum” (Mâide sûresi: 3) meâlindeki âyet-i kerîme nâzil oldu.

Böylece, İslâm dini ikmal bulmuş oldu. Bildirilmemiş, açıklanmamış hiçbir emir, yasak kalmadı. Peygamber efendimiz de vazifesini tamamlamış oldu. Kısa bir müddet sonra da bu fâni dünyadan ayrıldı.

CUMANIZ MUBAREK OLSUN

sevgiyle kalın

June 5
ecidal .wrote:


 PEYGAMBERİMİZ (SAV) İNSANLARDAN HİÇBİR KARŞILIK BEKLEMEDEN, SADECE ALLAH'IN HOŞNUTLUĞUNU ARAMIŞTIR

İslam dininin en temel özelliklerinden biri, insanın tüm yaşamını Allah korkusu üzerine bina etmesi ve tüm ibadetlerini de yalnızca Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için yapmasıdır. Allah bir ayetinde müminlere "De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır" şeklinde buyurmaktadır. (Enam Suresi, 162)

Kuran'da, "Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir" (Nisa Suresi, 146) ayetiyle de müminlere, dini sadece Allah için, başka hiçbir amaç katmaksızın yaşamaları emredilmiştir. Bir kimsenin Allah'a sımsıkı sarılması, Allah'tan başka bir ilah olmadığını bilerek, hayatını yalnızca O'nu razı etmeye adaması ve her ne olursa olsun Allah'a olan sadakatinden vazgeçmemesi o kişinin ihlas sahibi olduğunu gösterir.

İhlas sahibi bir mümin, yaptığı işler ve ibadetlerle Allah'ın dışında bir başkasının sevgisini, hoşnutluğunu, takdirini, ilgi ve beğenisini elde etmeye çalışmaz. İhlas sahibi müminlere en güzel örnek Hz. Muhammed (sav) ve diğer peygamberlerdir.

Peygamber Efendimiz (sav), sadece Allah'ın hoşnutluğunu aramış, hiçbir çıkar veya dünyevi bir kazanç düşünmeden, hayatı boyunca Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için çaba göstermiştir.

De ki: "Ben, buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (kendiliğinden) bir yükümlülük getirenlerden de değilim." (Sad Suresi, 86)

De ki: "Ben sizden bir ücret istemişsem, artık o sizin olsun. Benim ecrim (ücretim), yalnızca Allah'a aittir. O, herşeye şahid olandır." (Sebe Suresi, 47)


"ALLAH ı anarken, ALLAH korkusu ile gözünden yaş akana, kıyamette azap olmaz." [Hakim]

"ALLAH korkusu ile ağlayan göze, Cehennem ateşinin dokunması haramdır" [Nesai]

"Kıyamette herkes ağlayıp gözyaşı dökecektir. Ancak dünyada ALLAH korkusu ile, bir damlacık gözyaşı dökenler ağlamayacaktır." [İsfehani]


HAYIRLI CUMALAR ALLAH A EMANET OL SELAM VE DUA ILE

June 5
ecidal .wrote:


 

Peygamber Efendimiz ile Hz fatıma arasında bir sohbet

Müjdeler olsun ey kızım!”
Hazreti İmrân bin Husayn şöyle anlatır: Bir gün Peygamber efendimiz bana buyurdu ki:
- Yâ İmrân sen de bilirsin ki biz seni çok severiz. Kızım Fâtıma rahatsızmış. Eğer beraber gelirsen onun ziyâretine ve hatırını sormaya gidelim.
Kalktım beraberce Fâtımatüz Zehrâ’nın evine gittik. Peygamber efendimiz kapıyı çaldı ve Esselâmü aleyküm yâ Ehle Beytî diye selâm vererek içeri girdiler. Fâtımatüz Zehrâ da cevap verdi: “Ve aleyküm selâm sevgili babam yâ Resûlallah!”
- Kızım yanımda İmrân bin Husayn da vardır. Onunla beraber geldik başını ört!
- Babacığım seni hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemin ederim ki bu yün örtüden başka örtünecek bir şeyim yoktur.
- Kızım işte onunla örtün!
- Ey Babacığım! Başımı örtsem vücudum vücudumu örtsem başım açık kalır.
- Bu örtüyü düz düzüne değil de köşeleme yâni uzunlamasına ört ki vücudunun her tarafını kaplasın.
İmrân bin Husayn diyor ki:
Ben dışarıdan bu konuşmaları işittikçe gözlerimden yaş ciğerlerimden kan geliyordu. Hz. Fâtıma’nın dünyaya hiç bağlanmamasına gıpta ediyordum. Nihayet Hz. Fâtıma sevgili Peygamberimizin târifleri üzere güzelce başını bağlayıp örttükten sonra içeri girmeme izin verdiler. İçeride Peygamber efendimizin arkasında oturdum.
Peygamberimiz “Kızım nasılsın rahatsızlığın nasıl oldu?” diye hatırlarını sordular. O da dedi ki: “Babacığım bu gece çok rahatsızdım. Sancıdan sabaha kadar uyuyamadım. Şimdi öyle bir hâldeyim ki bir lokma ekmek yemeye bile takatim kalmadı. Açlıktan çok bitkinim.”
Bu söz üzerine Allahü teâlânın habîbi Resûl-i ekrem efendimizin mübârek gözlerinden yaşlar boşandı. Buyurdular ki:
- Kızım sakın hâlinden şikâyet etme! Allahü teâlâya yemin ederim ki ben yaratıkların en üstünü Allahü teâlânın habîbi olduğum hâlde üç gündür mideme bir lokma ekmek girmedi. Hâlbuki Rabbimden istesem beni doyuncaya kadar yedirir. Fakat ümmetime ibret olması için geçici rızıkları sonsuz rızıklar için feda ettim.
Resûlullah efendimiz sonra mübârek elleriyle Hz. Fâtıma’nın omuzlarını tutarak buyurdu ki: “Müjdeler olsun ey kızım sen Cennet kadınlarının hanımefendisisin!”

Peygamber efendimiz Hz. Fatıma’yı çok öperdi. Eşi Ayşe bu harekete çok şaşırarak Resulullah’tan (s.a.a.) sebebini sordu. Resulullah efendimiz ona şöyle söyledi: Mirac gecesinde cennete girdiğimde Cebrail bana cennetten bir meyve getirdi, ben de meyveyi yedim. Fatıma’nın yaradılışı o meyvedendir ve ben Fatıma’dan cennet kokusunu hissediyorum. Ne zaman cennetin kokusunu özleyecek olursam Fatıma’yı kokluyorum.


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
"Kadınlar oğullar yük yük altın ve gümüş salma atlar davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.
(Âl-i İmrân 14)

SELAM VE DUA ILE ALLAH A EMANET OL SAYGILAR

June 3